Apollon Smıtheion kutsal alanı

     “Anadolu’nun Ege kıyılarında yaşayan toplumlar, eski çağlardan günümüze kadar kendilerine özgü uygarlık ve onun somut kanıtları olan bilim ve kültür varlıkları ile Anadolu düşüncesini ön plana çıkarmayı yaşamın vaz geçilmez öğeleri olarak görmüşlerdir. Anadolu uygarlığının eski zamanlardan başlayan coşkulu zenginliği, “Karanlık Çağ” (İÖ.1200–800) sonrasında insana olan sevgisi, tanrısına olan saygısı ile özdeş olarak gelişir. Batı Anadolu kıyılarında oluşan yeni düşünce biçimi, Ionia uygarlığının doğuşunu hazırlar. Eski Ege uygarlıklarının öncüleri olan Girit ve Miken uygarlıklarının çöküşü sonrası, İon uygarlığı, I.Ö.VIII, yüzyıldan itibaren kendini göstermede başarılı olmuştur. Anadolu’daki en yakın komşuları Lidyalılar aracılığı ile Pers, Asur, geç Hitit, Fenike ve Mısır uygarlıklarını tanımışlar, onlarla sosyal ve ekonomik alanlarda ilişkilerini geliştirmişlerdir.  Özellikle Mısır uygarlıkları, Ionia pozitif bilimin kurucuları olan Miletos’lu Thales’in daha sonra Anaksımandros ile Anaksimenes’in ve Samos’lu Pythagoras’ın ilgilerini çekmiş ve uzak ülkeyi görmek bir amaç olmuştur. “

C.Özgünel

 

Anaksımandros: Dedi ki:

“Nesneler, yazılı oldukları gibi, doğdukları biçime bir kez daha dönüşür. Zamanın düzenlenmesi aracılığıyla ortaya çıkan adaletsizliği giderir, birbirlerinin gönlünü alırlar böylece…”

 

Anaksimenes: Dedi ki:

“Temel tözün Tin havadır. Ateşse süzülmüş hava. Hava yoğunlaştığında önce su olur, yoğunlaşması artıkça, toprak ve sonunda taş durumuna geçer. Tinin, hava olduğu için vücudumuzu bir arada tutması gibi, soluk ve hava bütün dünyayı kuşatır.”

 

 Konumuza dönersek: Bu ilgiler sayesinde yapı sanatı din ve ticaret üzerine yeni bakışlar öğrenmişlerdir.

 

    “ Tanrının evi düşüncesinden kaynaklanan tapınak yapımı da ilk kez Mısır’da tanımış olmaları gerekir. Mısır uygarlığının çok eski zamanlardan (İ.Ö.2600) beri bildiği tapınak uygulaması, Ege kültürüne bu alış verişlerden sonra gelebilmiştir. Anadolu topraklarında tanrı evi düşüncesi somut olarak İ.Ö.II. binyıldan itibaren, “Eski Hitit” imparatorluğu sınırları içinde bilinirse de, Anadolu’nun batı kıyılarına tapınak fikrinin ulaşması, uzun zamana gereksinme duymuştur. Karanlık Çağ sonrası (İ.Ö.VIII. yüzyıl ortası), geometrik ve arkaik evredeki sanatla güçlenen. Ege’nin batı kıyıları ve onun adaları, daha sonra, Büyük İskender ile başlayan (İ.Ö330–30)  zamanlarda, adına “Helenistik Çağ ve Sanatı” dediğimiz halkın özünden çıkan yeni oluşum; bu toprakların yontucularını, mimarlarını ve nice düşüncelerini uygarlığımıza katmıştır. Bu yeni oluşumun kökeninde, Anadolu’nun yetiştirdiği Homeros’ların, Thales’lerin, Herodotos’ların ve adları unutulan nice bilge ve sanatkârların, topraklarına olan saygı, sevgi ve haklarına olan hoşgörülerinden kaynaklanan büyük sentez yatar. “

C.Özgünel

 

Yiyimi iki yıl öncesiydi: Yeliz ve Özlem’in kitabın ilk sayfasına telefonlarını yazıp İlyada Homeros’un okudukları kitabı bana hediye verdiklerinde; şimdi burada olma sebeplerimin küllerini serptiklerini bilmiyorlar. Uzun yıllar İlyada aşığı dizelerimle yazdım durdum, benim açımdan çok büyük sıçrama yaptı düşüncelerimi yazıya dökmekte. Kısa ve öz anlatım çağrışımları gerisinde kalan gerçekliği daha aydınlatıcı bakışla görmemi sağladı Homeros.

 

“İşte bu sentezin güzel örneklerinden biri de hiç kuskusuz Helenistik Çağ’da, Anadolu’nun kuzeybatı köşesinde yer alan Apollon Smintheus tapınağıdır.

 

    Antik Troas bölgesinde yer alan Smintheion kutsal alanı, Kuzeybatı Anadolu’daki Apollon kültünün önde gelen merkezleridir.  Tanrı Apollon’un Smintheus epithetonu ile onurlandırıldığı bu kutsal alan, Helenistik Çağ Anadolu mimarlık sanatında mimarisi ve plastik yapıtları ile özgün yapılar içinde yer alır.”

img-20161015-00187img-20161022-00426

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

C.Özgünel

    Mimari tasarımı ile tapınak, Alabanda’lı mimar Hermogenes’in etkilerini taşır. Büyük İskender’in Çanakkale Boğazı’nı (Dardanel) geçerek yeni bir çağı başlatması, dünya uygarlık tarihinde büyük bir değişimin başlangıcını belirlerse de; Anadolulu mimar ile Anadolulu tanrının bir tapınakta bütünleşerek, Geç Helenistik Dönemde özgün bir sentezi, düşünceyi bu topraklarda oluşturması, Anadolu kültürlerinin görkemliğini ortaya koyar. Anadolu topraklarındaki Pers işgalinin (İ.Ö546) İskender ile son bulması (İ.Ö.330). Arkaik Çağ mimarisindeki geleneksel bazı biçimlerin önemlerini kaybetmesi, yeni bir uygulama ve düşüncenin etkin bir biçimde mimari sanatta da oluştuğunu söylememize olanak verir. Özellikle İ.Ö.II. yüzyılda oluşan dini yapıların, kutsal alanların önceki örneklerde görülen büyük ölçülerini yitirdiği ve dinselliğin öne çıkmasının ikinci plana atıldığı görülür. Tapınaklardaki yeni, halkın daha özgür bir biçimde kutsal alanları kullanabilmelerine olanak vermiştir. Hermogenes’in getirdiği yeni tasarım bu felsefenin en güzel bir yansıması olarak tanımlanabilir. Kısaca, tapınak çevresinde yer alan sütun dizilerinin değişimi; pseudodipteros’un (yalancı çift sıralı sütun) gelişimini, iki sütun arasındaki oranlamanın çeşitlenmesini örnek olarak verebiliriz. Bu oluşumlar, Hermogenes’in mimari düşünce bazında gelecek kuşaklara bıraktığı çok önemli buluşlar ve tasarımlardır. Bu oluşumlar, yukarıda belirttiğimiz gibi, halkın tapınakları yalnız dinsel yapı olarak değil, günlük yaşamlarında da kullanabilecekleri, gölgesinden yararlanabilecekleri alanlar olarak algılamalarına olanak vermiştir. Meander Nehri (Büyük Menderes) yanındaki Magnesia kentinde yer alan ve Hermogenes’in yapıtı olarak bilinen Artemis tapınağının mimari stili, daha sonra Gülpınar’daki Apollon Smintheus tapınağında en güzel biçimde karşımıza çıkar. Smintheion kutsal alanının başlıca özelliği, başlık altındaki son tambur olarak tanımladığımız, figürlü sütun tamburlardır (Columnae caelatae).

    Apollon Smintheus tapınağının mimari ile birlikte anılması gereken diğer önemli unsuru, friz ve figürlü sütun tamburlarında betimlenen İlyada konulu tasvirlerdir. Homeros’un İlyada destanında terennüm edilen AkhaTroia savaşı, Anadolu’da ilk kez bu kadar güzel ve görkemli bir yontu betimlemeleri ile karşımıza çıkar. Anadolu-Batı savaşının bu kadar yalın bir biçimde betimlendiği ikinci bir tapınak, bugün için ne Anadolu’da ne de Yunanistan ve diğer yörelerde gün ışığına çıkarılmamıştır. Smintheion kutsal alanı, bütün bu özellikleri, estetik ve statik yönü ve yeni bir mimari düşüncenin oluşmasına verdiği destekle, Anadolu’nun kuzeybatı köşesinde unutulmaması gereken bir yapıdır. Anadolu Helenistik Çağ mimarlık sanatında Apollon Smintheus tapınağı, İon mimarlık sanatın öncü örneklerinin etkilerini, küçük ölçekte de olsa, bezeme stilinde göstermiş ve öncülerindeki mimariye bağlı plastik yontularıyla da geleneksel düzenin devamını friz ve figürlü sütun tambur bezemelerinde sürdürmüştür.

 

   Helenistik Çağ’da Anadolu yontu sanatının oluşmasında önemli roller oynayan Bergama Okulu ve Ionia okulları, kutsal alanın tarihlendirilmesinde ve yontu etkilerinin saptanmasında akla ilk önce gelen merkezlerdir. Olasılıkla İ.Ö.II. yüzyılın ortasında yapılan tapınağın kimler tarafından finanse edildiği bugüne kadar sağlam verilere saptanamamıştır. Ancak Bergama krallığının II: Eumenes zamanında en görkemli çağını yaşadığını ve I.Ö.180 dolaylarında Akropol’deki Zeus Altarı ve Athena kutsal alanının yapıldığını düşünürsek, Smintheion kutsal alanının da bu dönem sonrası, Bergama heykel okulu etkisinde II. Yüzyılın ortasında yapılmış olması mümkündür.

C.Özgünel

 

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s